“Electrum” by Eric Orr

eric-orr-electrum-gibbs-farm-tesla-coil-Pek çok insan elektriği sadece bir güç kaynağı olarak düşünür. Bazıları onu aynı zamanda tehlikeli ve iletkenler ya da kabloların dışındaki ham haliyle neredeyse kontrol edilemez olarak görür. Sanatçı Eric Orr, daha önce bilim adamı Nikola Tesla tarafından icat edilmiş teknolojiyi kullanmış. Nikola’nın geliştirdiği, elektriği ve alternatif akımı incelemeye yarayan Tesla reaktörü, o dönemde henüz farkında olmasa da evlerde kullanılan ampullere kadar pek çok büyük buluşa giden yolun kapısını aralamıştı. Eric Orr Tesla reaktörünü bulmadı, sadece orijinaline farklı bir bakış açısı getirdi. Orr Tesla’nın reaktörünü bir dereceye kadar kontrol edilebilen ve görsel efektler oluşturmak ve hatta müzik yapmak için kullanılabilecek büyük şimşekler oluşturmak için kullandı. İşinin arkasındaki fikirlerin bazıları sorulduğunda Orr “Işık ve Boşluk sanatı ile ilgili en yaygın olarak düşülen yanılgı ‘şeyler’ içerdiğidir; oysa en saf halinde tamamen soyuttur ve sadece duyusal bellekte varolur” cevabını vermiştir. Böylece Eric bu fikri araştırmak istemiş ve ışık ile elektriği bir şekilde kontrol edebilecek bir yol bulmaya çalışmıştır. Bunu yapabilmek için, 50 ft uzunluğunda şimşekler üretebilen büyük bir Tesla kulesi inşa etmiştir. Aşağıda müzik üretmek için kullanılan Tesla reaktörlerine ilişkin bir videoyu bulabilirsiniz. 

[1] “‘Eric Orr’s ‘Electrum’: Call It Heavy Mettle” by Kristine McKenna

Snows

snows.1.gif
"Performans sanatı ve deneysel sinemanın öncülerinden biri sayılan Carolee Schneemann'ın multimedya interaktif ortam ve performans çalışması "Snows", 1967’de New York’ta Martinique theater’da gösterilmişti. Karmaşık ve çok yönlü enstalasyon/sahnede renkli ışık panelleri, film, kolaj, asılmış renkli su torbaları, ‘kar’ kaplı dallar, ip, folyo ve köpük bulunuyordu.

İzleyici, E.A.T.’nin düzenlediği ve oturma yerlerine kurulmuş bir elektronik açıp kapama sistemiyle, performansın öğelerinin belirlenmesinde aktif rol oynuyordu. ABD’nin Vietnam’a müdahalesini protesto etmeyi amaçlayan bu çalışmada uygulayıcılar, kurban, işkenceci, âşık ve masum olmak üzere geniş bir yelpazeyi kapsıyordu. Schneemann’ın deneysel filmi, savaşın vahşetinden görüntülere yer veren, ironik biçimde klasik, dinsel ve yaygın Vietnam ve Batı popüler müziği eşliğinde gösterilen Viet Flakes de enstalasyonun ve insanların üstüne yansıtılmaktaydı.

"….'Snows' Vietnamlılar adına hissettiğim öfke ve üzüntünün bir dışavurumu. Performans Vietnam vaşhetini ve durumu tetikleyen kış şartlarını yansıtan beş filmi kapsıyor." – Carolee Schneemann

[1]
 https://www.youtube.com/watch?v=lI6aoxfO-pE

snows_stage.jpg

[1] Edward Shanken, Art and Electronic Media, 2009, p 28

[2] Ibid. p 99.

Daha fazla bilgi için sanatçının web adresini ziyaret edebilirsiniz:  http://www.caroleeschneemann.com/snows.html

Vectorial Elevation: Relational Architecture 4

vectorialelevation_mexico_06.jpgMexico City’deki bu büyük ölçekli interaktif enstalasyon, Lozano-Hemmer’in dünyanın her tarafında sahnelediği dört örnekten birisidir.

89 ülkeden insanlar internete bağlanıp, Zocalo Square’de binaların üstlerine yerleştirilen 18 robot projektörü denetliyorlardı. Işıklarla üç boyutlu bir java arayüzüyle, bir sanal gerçeklik programıyla oynanıyordu. Ortaya çıkan 126 bin watt gücünde enerji yayan ışık heykelleri 10 mil yarıçaplı bir daireden görülebilirdi. ‘İlişkisel mimari’ terimi, teknolojiyle etkileşim kurarak önemli bir binanın dönüşümüne atfen kullanılmıştı.

Her katılımcı için yorumları, istatistikleri, tasarımlarının gerçek ve sanal görüntülerini üç perspektiften yansıtan bir web sayfası yapılmıştı. Online arşivde, görüntü kod numarası, yaratıcı ve tasarım isimleriyle aranabilecek birkaç yüz resim depolanmaktaydı. Bu proje, her katılımcının bilgisayarını da boyutlara dahil etmek suretiyle, bir enstalasyonun tanımlanabilir bir fiziksel alanı kapladığı şeklindeki anlayışa esastan bir itirazdır.

Enstalasyon ilk defa 1999’daki milenyum kutlamalarında Mexico City’ye yerleştirilip, daha sonra İspanya (2002), Fransa (2003) ve İrlanda’da (2004) yere-özgü modifikasyonlarla sahnelenmiştir.

Virtual Mirror- Rain

Sanatci Tao Sambolec’in sanat konusundaki genis algisi, bize elle tutulur ve somutlasmis bir deneyim sağlarken, mekan algimizi ve duygulanımımızı çoğu zaman duyusal farkındalığımızı arttiran bir yer değiştirmeyle vurguluyor.

Sanatcinin isleri, bu bağlamda, çağdaş sanatin öncülerinden Marcel Duchamp ve Olafur Eliasson’un eserleriyle yakin ilişki kuruyor.

Bu konuda yapmiş oldugu Sanal Ayna- Yagmur adli dikkat çekici enstelasyon ile 2010 yılında, medya sanatı alanındaki en önemli uluslararasi yarışma kabul edilen Prix Ars Electronica kapsamında Mansiyon Ödülü’ne layık görülmüştür. Bana bu projenin konseptini ilk söylediğinde – galerinin dışında yağan yağmurun gercek zamanli bir şekilde ölçülerek ayni miktarda yağmur damlasinin galerinin icinde yağdırılması- bunu gerceklestirebilecegine açıkçasi inanmamıştım. Aradan gecen zaman süresince, kendisinden projeye ilişkin gelişmeleri dinlemekten büyük zevk aldım ve sonunda bu işin Ljubljana Modern Sanatlar Müzesi’nde yapılan promiyerinde derinden etkilenerek hayran kaldım. Sanal Ayna- Yagmur, havayı sanatin bir konusu haline getiriyor. Izleyiciye, iç ve dış mekan varyantlarının bir araya getirildiği, somutlaştırılmış ve konumlandırılmış bir deneyim sunuyor. Yağmurun sıvı ve elle tutulur yapısını sanatsal bir araca donüştürüyor. Bun yaparken de, izleyicnin kendi bulunduğu evrenin dışında farkli fiziksel yasalar çerçevesinde işleyen paralel bir evren hakkında kafa yormasını sağlayarak, temel fenomenler hakkındaki önyargılara şiiresel bir şekilde meydan okuyor.

Sanal Ayna- Yagmur bir adim daha ileri giderek, izleyicinin bu paralel evrene aktif olarak katilmasina imkan sagliyor: isin interaktif yapisi sayesinde, izleyici, yagmur damlalarinin ters yonde akisini ayarlayabiliyor.

Tarihsel olarak bu is, icinde J.M.W. Turner’in havanin resmedilmesi uzerine calismalarini, Le Corbusier’in mimari calismalarinda ic ve dis mekan akiciligini, Alvin Lucier ve Olafur Eliasson’un mekan algisi hakkinda yaptigi provokatif islerini, Robert Mallary’nin ‘transductive sanat’ hakkindaki sibernetik teorilerini ve interaktif sanat ogelerini oncu olarak barindiriyor.

Bu isin koklerinin sanat tarihinde gomulu oldugunu ve es zamanli olarak farkli alanlardaki yapitlarla olan iliskisinden bahsedebiliriz. Bu eser, Sambolec’in daha onceki eseri Sanat Delik- Ruzgar ile ilintili ancak onun gelistirilmis bir bicimi olmasiyla birlikte , sanatcinin eserlerinin ayni zamanda kavramlara dayali surekliligin ilerici gelismelerini de sergiliyor.

Sambolec’in belirttigi sekliyle, “ Sanal Ayna- Yagmur enstelasyonu, Sanal Delikler ve Sanal Aynalar isimli bir enstalasyon serisinin bir parcasi. Bu seri, hava kosullari ve kentsel mimari arasindaki iliskiyi inceliyor. Dis mekanda gerceklesen hava olaylarini, ic mekana tasiyarak ya da iceriye yansitarak, Virtual Holes and Virtual Mirrors, mimarinin koruyucu islevini ortadan kaldiriyor. Mimarinin islevini feshetmek kaydiyla cevremizdeki anlik degisimler uzerindeki hassasiyetimizi arttirmaya, dis mekanda gerceklesen gecici ve kisa surede gozden kaybolan hava olaylarini ic mekanda yasanan anlamli ve siirsel olaylar halinde gormemizi sagliyor.”

Edward Shanken

Tao Sambolec, Virtual Mirror – Rain (sanatcinin websitesi) http://www.taogvs.org/VirtualMirrorRainMain.html